
İbrahim GÜZEL
Genel Başkan
MAYIS SAYIMINA GİDERKEN SENDİKALARIN SAHADAKİ GERÇEK SINAVI
5 Nisan 2026
Her yıl mayıs ayı, kamu sendikaları için bir nevi “sınav dönemi” olur. 4688 sayılı Kanun gereği üye listeleri 15 Mayıs’ta tutanak altına alınır, temmuz başında da Resmî Gazete’de ilan edilir. Ama işin aslı, o resmî tarihten çok önce, 14 Nisan civarı belirleyici olur. Çünkü başka sendikadan geçişlerde üyelik bir ay gecikmeli aidat listelerine yansır. Kamu görevlilerinin yüzde 76-77’si zaten sendikalı olduğu için rekabet de, geçişler de yoğunlaşır.
Peki sendikalar bu rekabette ne yapıyor? Gerçekten memurun hakkını mı savunuyor, yoksa sadece “üye sayısını korumak” derdinde mi? Maalesef büyük bir kısmı ikinci grupta. “Hem ayranım dökülmesin, hem de tüm memurlar bize üye olsun” mantığıyla hareket ediyorlar. Bir kısmı hamaset yapıyor, bir kısmı umut tacirliği, bir kısmı da valiz, promosyon ürünü, hediye dağıtarak üye tutmaya çalışıyor.
Oysa sendika, üyesini ve tüm memurları işverene karşı en güçlü şekilde temsil etmek, hak kayıplarını önceden görüp önlem almak, kamudaki liyakatsizliğe, adaletsizliğe, torpile karşı durmak için kuruldu. Bugün ise çoğu sendika bu temel görevi unuttu.
Bakın, memur maaşları hâlâ siyasetin “bahşettiği” zamlarla ve TÜİK’in açıkladığı enflasyon oranıyla belirleniyor. Piyasada motorine bir ayda %23 zam gelirken, TÜİK Mart enflasyonunu %1,94 açıklıyor. Ev ekonomisi çöküyor, alım gücü eriyor. Ama sendikaların büyük kısmı hâlâ “toplu sözleşme masasında enflasyondan bağımsız pazarlık” diye bir sistemin hayalini bile kurmuyor.
Enflasyonun maaşlara doğrudan ve aylık yansıtılmasını savunan sesler ise maalesef azınlıkta kalıyor. Eğer gerçek bir mücadele olsaydı, memur bugün hâlâ TÜİK sayfasını değil, sendika sayfalarını takip ederdi. Eğer gerçek mücadele olsaydı, memur-Sen’in bir milyonu aşkın üyesi “en başarılı sendika” olmak için yeterli olurdu. Ama durum ortada: Üye sayısı rekor kırıyor, memurun cebi ise her geçen gün daha da daralıyor.
Biz ÜNİPERSEN olarak yıllardır aynı şeyi söylüyoruz ve sahada uyguluyoruz: Sözde sendikacılık yetmez. Hamasetle, promosyonla, hediyeyle üye kazanmak kalıcı değildir. Gerçek mücadele, hukuki zaferlerle gelir. Kütüphaneci unvanındaki ilave 1 derecenin geri alınmasını mahkemede iptal ettiririz, banka promosyon süreçlerini şeffaf ve adil yürütmek için kapı kapı dolaşırız, tayin adaletsizliğine, mülakat mağduriyetine, idari personelin her türlü hakkına sahip çıkarız.
Saha ziyaretleri yapar, hukuk birimimizi güçlendirir, her sorunun peşine düşeriz. Çünkü biz biliyoruz ki sendikacılık, “üye sayısı” yarışı değil, memurun yarınlarını kurtarma yarışıdır.
Mayıs sayımlarına giderken sendikalar şunu iyi bilsin: Sadece üye sayısı yeterli değildir. Gerçek mücadele, memur maaşlarının enflasyon karşısında erimesine “dur” diyebilmek, liyakati savunabilmek, adaletsizliğe karşı dimdik durabilmektir. Aksi takdirde ne kadar üye olursa olsun, o sendika “sözde” kalır. Memur, gerçek sendikacılığı bekliyor.
Saygılarımla.

