
Kerbela YALÇIN
Güneydoğu Şube Başkanı
ENFLASYONUN GÖLGESİNDE SESSİZCE EZİLENLER: ÜNİVERSİTE İDARİ PERSONELİ
9 Ocak 2026
Üniversiteler denildiğinde akla çoğu zaman akademisyenler, öğrenciler, bilimsel başarılar gelir. Oysa bu büyük yapının görünmeyen ama vazgeçilmez bir omurgası vardır: üniversite idari personeli. Bugün bu omurga, artan enflasyonun altında sessizce ezilmektedir.
Her ay maaş günü geldiğinde aynı tabloyla karşılaşıyor idari personel. Daha maaş hesaba yatmadan, artan kira, elektrik, su, doğalgaz ve mutfak masrafları çoktan payını almış oluyor.
Market raflarındaki etiketler her hafta değişirken, maaşlar aylarca yerinde sayıyor. Enflasyon rakamları kâğıt üzerinde açıklanıyor; gerçek enflasyon ise pazarda, kasada, faturada yaşanıyor.
Üniversite idari personeli ne sokakta sesini yükseltebiliyor ne de kamuoyunda yeterince yer bulabiliyor. Çünkü onlar görevlerinin başında; öğrenci işleriyle, yazışmalarla, evraklarla, kayıtlarla, sınavlarla ve üniversitenin görünmeyen tüm yüküyle uğraşmaya devam ediyor. Üniversite düzeni aksamadan yürüsün diye emek veriyorlar ama kendi hayatlarındaki aksaklıklar görmezden geliniyor.
Bir idari personel için geçim artık bir hesap işi değil, hayatta kalma mücadelesi haline gelmiştir. Çocuğun okul masrafı mı, evin mutfağı mı, faturalar mı? Her ay yapılan bu zor tercihler, insanın omuzlarına sadece maddi değil, derin bir psikolojik yük de bindiriyor. Sosyal hayat lüks, tatil hayal, birikim ise neredeyse imkânsız hale gelmiştir.
En acı gerçek şudur: Devlete sadakatle hizmet eden üniversite idari personeli, her geçen gün biraz daha yoksullaşmaktadır. “Enflasyon herkesi etkiliyor” denilse de, sabit gelirli idari personel bu tablonun en savunmasız kesimlerinden biridir.
Artık bu sessizlik sona ermelidir. Üniversite idari personelinin talepleri bir ayrıcalık değil, insanca yaşam hakkının gereğidir. Bu noktada en güçlü yol, üniversite idari personel sendikası çatısı altında birlik olmak ve birlikte mücadele etmektir. Dağınık sesler duyulmaz; birleşen sesler ise değişimi zorlar.
Bugün yapılması gereken nettir:
Haklarımız için sendikamızla omuz omuza durmak, alım gücümüzü koruyacak adil düzenlemeler talep etmek ve bu mücadelenin parçası olmaktır. Çünkü bu mücadele yalnızca bugünü değil, yarın üniversitelerde çalışacak binlerce emekçinin geleceğini de ilgilendirmektedir.
Unutulmamalıdır ki; üniversiteler sadece akademik başarılarla değil, orada alın teri döken herkesin huzuruyla ayakta kalır. Enflasyonun altında ezilen idari personelin sesi duyulana kadar, bu mücadele sürecektir.
Sessizlik kader değildir.
Birlik varsa umut vardır.
Mücadele varsa kazanım vardır.

