top of page

MÜCADELEMİZ SONUCUNDA İLK OLUMLU ADIM. YÖK’TEN KARŞILIKLI NAKLEN ATAMALAR İÇİN KARAR. ÇALIŞMA ARKADAŞLARIMIZA HAYIRLI OLSUN…

 

Sendikamızdan, aynı unvan ve hukuki statüye sahip kamu görevlileri arasında görev yapılan kurum ve geçmiş görev unvanı esas alınarak oluşturulan mali hak ayrımcılığına karşı Danıştay’da dava açtı.

10 Temmuz 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 11516 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile Millî Eğitim Bakanlığında görev yapan il millî eğitim müdür yardımcıları, ilçe millî eğitim müdürleri ve şube müdürlerinden belirli şartları taşıyanlara ilave özel hizmet tazminatı ödenmesi düzenlendi.

Ancak söz konusu düzenlemeyle ilave özel hizmet tazminatından yararlanma hakkı yalnızca Millî Eğitim Bakanlığında görev yapan ve geçmişte eğitim ve öğretim hizmetleri sınıfına ait öğretmen kadro veya pozisyonlarında bulunmuş yöneticilerle sınırlandırıldı. Aynı okulda aynı ünvanda öğretmen kökenli olmayan   yöneticiler ve Üniversitelerde ve diğer kamu kurumlarında aynı unvanla, aynı hukuki statüde ve benzer yönetsel sorumluluklarla görev yapan şube müdürleri ise düzenlemenin kapsamı dışında bırakıldı.

Sendikamız, mali hakların geçmişte görev yapılan kadroya, mesleki unvana veya çalışılan kuruma göre değil; kamu görevlisinin hâlen yürüttüğü görevin niteliği, yetkisi, sorumluluğu ve hukuki statüsü esas alınarak belirlenmesi gerektiğini savunmaktadır.

Bu kapsamda Sendikamız tarafından 28 Temmuz 2026 tarihinde Danıştay Başkanlığına başvurularak, 11516 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı’nda yer alan ve ilave özel hizmet tazminatını yalnızca Millî Eğitim Bakanlığı ile öğretmenlik geçmişi bulunan yöneticilerle sınırlandıran ibarelerin öncelikle yürütmesinin durdurulması, ardından iptal edilmesi talep edildi. Dava dilekçemizde, dava konusu düzenlemenin aynı unvana ve aynı hukuki statüye sahip kamu görevlileri arasında objektif ve makul bir nedene dayanmayan farklı bir mali hak rejimi oluşturduğu açıkça ortaya konuldu.

Bir kamu görevlisinin şube müdürlüğü kadrosuna atanmasından sonra mali ve özlük haklarının geçmişte öğretmen, mühendis, şef veya başka bir unvanda görev yapıp yapmadığına göre değil, kazandığı şube müdürlüğü statüsüne göre belirlenmesi gerekmektedir.

Bu nedenle aynı unvanı taşıyan ve benzer yönetsel sorumlulukları üstlenen kamu görevlilerinin yalnızca görev yaptıkları kurum veya geçmiş mesleki unvanları nedeniyle farklı mali haklara tabi tutulmasını kabul etmiyoruz.

AYNI UNVANA, AYNI SORUMLULUĞA, EŞİT MALİ HAK!

Sendikamızın kamuda aynı görevi yapan ve aynı sorumluluğu taşıyan personelin yalnızca görev yaptığı kurum nedeniyle farklı ücret ve tazminatlara tabi tutulmasına karşı yürüttüğü mücadele bu davayla sınırlı değildir.

Üniversitelerde görev yapan daire başkanlarının makam tazminatı konusunda diğer kamu kurumlarındaki emsallerine göre ayrımcılığa uğramasına, mali hizmetler uzmanlarının tazminat ve mali haklarında oluşturulan eşitsizliklere ve üniversite idari personelini mali ve özlük hakları bakımından geride bırakan her türlü düzenlemeye bugüne kadar karşı çıktık, bundan sonra da karşı çıkmaya devam edeceğiz.

Aynı unvanı taşıyan, aynı sorumluluğu üstlenen ve aynı hukuki statüde bulunan kamu görevlilerinin yalnızca görev yaptıkları kurumun farklı olması nedeniyle farklı mali haklara tabi tutulması hukuk, eşitlik ve hakkaniyet ilkeleriyle bağdaşmamaktadır.

Kamuda ücret adaletinin sağlanması, çalışma barışının korunması ve kurumsal ayrımcılığın ortadan kaldırılması için mali hakların objektif, ölçülebilir ve görevin niteliğine dayanan esaslar üzerinden belirlenmesi gerekmektedir. Sendikamız, üniversite idari personelinin emeğini, görevini ve sorumluluğunu değersizleştiren hiçbir ayrımcı uygulamayı kabul etmeyecektir.

Haklarımızı masada dile getirmeye, kamuoyunda savunmaya ve gerektiğinde yargı önüne taşımaya devam edeceğiz.

Çünkü görev aynıysa, sorumluluk aynıysa, mali ve özlük hakları da aynı olmalıdır!

1799FB1B-CFD8-4F7E-AAE2-E87B2B817E48.jpeg
bottom of page