top of page

HUKUK ZAFERİ: MUVAFAKAT KEYFİYETE GÖRE DEĞİL, HUKUKA GÖRE DEĞERLENDİRİLMELİDİR

İstanbul Teknik Üniversitesinde koruma ve güvenlik personeli olarak görev yapmakta olan çalışma arkadaşımız, 2023/2 KPSS merkezi yerleştirmesiyle Hatay Gelir İdaresi Başkanlığında aynı unvanla göreve başlayabilmesi için talep edilen muvafakatın üniversite tarafından reddedilmesine ilişkin işlem, İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesi kararıyla iptal edilmiştir. Mahkeme, davacının istinaf başvurusunu kabul etmiş; ilk derece mahkemesinin ret kararını kaldırarak dava konusu işlemi hukuka aykırı bulmuştur.

Kararda; çalışanın merkezi atama ile Hatay’a yerleştiği, kendi ailesi ile eşinin ailesinin Hatay’da bulunduğu, depremzede olduğu, eşinin annesinin vefat ettiği ve kardeşinin şehit statüsünde bulunduğu hususları açıkça değerlendirilmiştir. Mahkeme, aile birliğinin korunması, kişinin maddi ve manevi varlığının geliştirilmesi ve kamu yararı ilkeleri çerçevesinde bu kişisel ve ailevi durumların göz ardı edilemeyeceğini vurgulamıştır.

İdare her ne kadar “personel ihtiyacı” gerekçesine dayanmış olsa da, Bölge İdare Mahkemesi bu ihtiyacın farklı usullerle karşılanabileceğine dikkat çekmiş; buna karşılık davacının haklı mazeretlerinin güçlü ve korunmaya değer nitelikte olduğuna hükmetmiştir. Bu yönüyle karar, muvafakat süreçlerinde idareye tanınan takdir yetkisinin sınırsız olmadığını, kamu yararı ve hizmet gerekleri kadar personelin ailevi ve insani şartlarının da dikkate alınması gerektiğini açık biçimde ortaya koymuştur.

Bu karar, üniversitelerde görev yapan idari personelin nakil ve muvafakat taleplerinde yalnızca kurumun personel planlamasının değil, aile birliği, sosyal gerçeklik ve haklı mazeretlerin de esas alınması gerektiğini bir kez daha göstermiştir. İdarenin takdir yetkisi, çalışanların hayatını ağır biçimde etkileyen durumlarda keyfi değil; hukuk devleti ilkesi, Anayasa hükümleri ve kamu vicdanı doğrultusunda kullanılmalıdır.

Buradan açıkça soruyoruz: Daha kaç dava kazanılması gerekiyor? Daha kaç mahkeme, muvafakatın keyfi biçimde engellenemeyeceğini idarelere söylemek zorunda kalacak? Çalışma arkadaşlarımızın tayin ve nakil talepleri, yalnızca bir kurum içi tercih ya da yönetsel takdir meselesi değildir. Bu talepler; aile birliği, yaşam düzeni, sosyal gerçeklik, insani ihtiyaçlar ve Anayasa ile güvence altına alınmış temel haklarla doğrudan ilgilidir. Bu nedenle tayin ve nakil talepleri keyfi biçimde engellenemez; hukuk devleti ilkesine, hakkaniyete ve kamu vicdanına uygun şekilde değerlendirilmek zorundadır.

ÜNİPERSEN olarak bir kez daha ifade ediyoruz: Üniversitelerde görev yapan idari personelin tayin ve nakil talepleri geçici çözümlerle, kişiye göre değişen uygulamalarla ya da kurumların keyfi değerlendirmeleriyle sürüncemede bırakılamaz. Artık yargı kararlarıyla sürekli teyit edilen bu konuda kalıcı, açık, öngörülebilir ve hakkaniyetli bir tayin-nakil sistemi kurulmalıdır. Çalışma arkadaşlarımız ailelerinden, hayatlarından ve en temel insani ihtiyaçlarından vazgeçmeye zorlanmamalıdır.

dava1.jpeg
dava2.jpeg
dava3.jpeg
bottom of page