2026 YILI MEMUR İÇİN SEFALET YILI OLMASIN
Üniversite İdari Personel Sendikası (ÜNİPERSEN) olarak, 8. Dönem Toplu Sözleşme süreci ve sonrasında alınan Hakem Heyeti kararlarının memurun alım gücünü korumaktan uzak olduğunu kamuoyuna bir kez daha duyurmak için Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı önünde basın açıklaması gerçekleştirdik.
Sendikamız, baştan yanlış iliklenen bu sürecin kamu çalışanlarının mutfağındaki ürünleri her geçen gün azaltacağını, mevcut zam sistematiğiyle 2026 yılının memurlar açısından sefalet yılına dönüşeceğini vurguladı. Bu nedenle, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı önünden başlamak üzere; her hafta aynı gün ve saatte ilgili kurumlar önünde sesimizi yükselterek taleplerimizi 16 Ocak’a kadar kamuoyuna duyuracağımızı ilan ettik.
Yaklaşık üç buçuk aydır, 8. Dönem Toplu Sözleşmenin memurun alım gücünü korumadığını, aksine geleceğini kararttığını ifade ediyoruz. Bu süreçte ya ek protokol yapılması ya da Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin inisiyatif alarak memurun geleceğini güvence altına alacak kapsamlı bir düzenleme hayata geçirmesi gerektiğini açıkça dile getiriyoruz.
Bu talep yalnızca sendikamızın değil; öğretmenlerden akademisyenlere, mühendislerden sağlık çalışanlarına, din görevlilerinden tüm kamu çalışanlarına kadar geniş bir kesimin ortak talebidir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi yaklaşık iki buçuk aydır çalışmalarını sürdürmektedir. Ancak bu süre içerisinde memurun alım gücünü koruyacak, maaş artış sistemini piyasa koşullarıyla uyumlu hale getirecek somut bir düzenleme gündeme gelmemiştir. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından da konuya ilişkin ek protokol başta olmak üzere herhangi bir adım atılmamıştır.
Yaklaşık bir aydır görüşülen 2026 yılı bütçesinde de memura refah sağlayacak bir düzenleme yer almamaktadır. Buna karşılık, üst düzey bürokratlar ve kariyer uzmanlarına yönelik zam tekliflerinin gündeme getirilmesi, milyonlarca kamu çalışanının yaşadığı geçim sıkıntısı karşısında kabul edilemezdir. TÜİK verileri üzerinden yapılan artışlar, bugün 4 milyon memur ve 2 milyon memur emeklisini maaşı yattığı gün dahi geçinemeyen bir noktaya sürüklemiştir.
Kamuoyunda oluşan haklı tepkiler sonucunda söz konusu zam teklifinin geri çekilmiş olmasını olumlu karşılıyoruz. Ancak bunun yerine tüm kamu çalışanlarını kapsayan adil ve kapsayıcı bir düzenleme hâlâ hayata geçirilmemiştir.
Basın açıklamamız sırasında sergilediğimiz koliler, memurun içinde bulunduğu ekonomik tabloyu açıkça ortaya koymaktadır. Kira ve faturalardan sonra gıdaya ayırabildiğimiz bütçe her geçen gün azalmakta, kamu çalışanları yardım kolisine muhtaç hale getirilmektedir.
Bugün ilçelerde dahi kiralar 20 bin liranın üzerine çıkmış durumdadır. Büyükşehirlerde maaşının yarısını kiraya veren bir memurun geçimini sağlaması mümkün değildir. 2023 seçimleri öncesinde verilen kira yardımı sözü hâlâ yerine getirilmemiştir. 3600 ek gösterge düzenlemesinin bütçede karşılığını göremiyoruz. Kamuda mülakatların kaldırılacağına dair verilen sözlere rağmen bu konuda da somut bir adım atılmamıştır.
Bizler, kamu çalışanları olarak her gün kirayı nasıl ödeyeceğimizi, kredi kartı borcunu nasıl kapatacağımızı düşünmek istemiyoruz. Tek talebimiz, insanca yaşayabileceğimiz bir ücrettir.
Tüm kamu çalışanları, Ocak ayı maaş artışında refah payı beklemektedir. TÜİK’in açıkladığı enflasyon oranlarıyla geçinmek mümkün değildir. Bu nedenle, kapsamlı ve adil bir düzenleme yapılana kadar refah payı talebimizi her hafta dile getirmeye ve mücadelemizi kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz.

