MEMURUN SESİ TÜİK ELİYLE SUSTURULAMAZ!
Sendika olarak maaş adaletsizliğine karşı 4. Eylemimizi gerçekleştirdik;
Sendika olarak, memur maaşlarında yaşanan adaletsizliğe, alım gücündeki ciddi erimeye ve gerçek hayat pahalılığının görmezden gelinmesine karşı eylemlerimizin dördüncü haftasında Hazine ve Maliye Bakanlığı önünde basın açıklamamızı gerçekleştirdik. Aynı zamanda üretimden gelen gücümüzü kullanarak iş bırakma eylemi yaptık; Ankara’da Hazine ve Maliye Bakanlığı önünde olduğu gibi tüm üniversite önlerinde de eş zamanlı basın açıklamaları gerçekleştirdik ve taleplerimizi Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne yönelttik.
Sendika olarak yaptığımız açıklamada; son üç yılda memurun yaklaşık %30 oranında gelir kaybına uğradığını, TÜİK verileri esas alınarak belirlenen maaş artışlarının memurun, emeklinin mutfağında, çarşısında ve pazarında yaşadığı gerçek hayat pahalılığıyla örtüşmediğini bir kez daha vurguladık. Bugün gelinen noktada memur maaşlarının daha cebe girmeden eridiğini, kira ve fatura giderlerinin maaşın büyük bölümünü tükettiğini kamuoyuyla paylaştık.
Basın Açıklaması Metnimiz;
Değerli basın mensupları;
Kıymetli kamu çalışanları;
Son 3 yıldır memur, yaklaşık yüzde 30 gelir kaybına uğramış, TÜİK verileri üzerinden kaybetmeye mahkum edilmiş, ev kirası ile faturalar arasında sıkıştırılmış, memurun sesi kısılmaya çalışılmış, adeta TÜİK eliyle memurun ağzına bant çekilmiştir.
Sahadan aldığımız talepleri de tepkileri de buradan temsilcileri olarak dile getirmek ve ortaya koymak durumundayız.
Memurun durumu tam olarak bu şekildedir.
Bir memur; kirasını ödeyemiyorsa, faturalarını ödeyemiyorsa, gıda alışverişine çok cüzi bir bütçe ayırmak zorunda kalıyorsa, ve tüm bunlar olurken, sözde yetkili sendikalar tarafından hakkı aranmayacak seviyeye getiriliyorsa, sanki güllük gülistanlıkmış gibi salon sendikacılığı yapılıyorsa bu memur ne yapsın. Nereye gitsin, kime derdini anlatsın!
Bugün eylemlerimizin 4. Haftasında, Hazine ve Maliye Bakanlığı önünde, Türkiye Büyük Millet Meclisine yönümüzü dönmüş bulunuyoruz. Ayrıca, Üretimden gelen gücümüzü kullanarak bugün iş bıraktık. Eylemlerimizin ne kadar haklı olduğu Pazartesi günü açıklanan enflasyon oranı ile de bir kez daha ortaya çıkmıştır.
Bugün burada olmamızın sebebi, memurun yaşadığı geçim sıkıntısının artık görmezden gelinemeyecek bir noktaya ulaşmış olmasıdır. Açıklanan maaş artışlarının bir “zam” değil, açıkça bir kaybın belgesi olduğunu ortaya koymak için eylemlerimize devam ediyoruz.
Aralık ayı enflasyon rakamları açıklanmış, bu rakamlar üzerinden memur ve memur emeklilerine yapılacak artış oranı belirlenmiştir. Ancak, açıklanan oranlar, memurun mutfağında, çarşısında ve pazarında yaşadığı gerçek hayat pahalılığıyla uzaktan yakından örtüşmemektedir. Bugün, memur maaşları, daha cebe girmeden erimekte; gıda, kira, ulaşım ve enerji giderleri karşısında yetersiz kalmaktadır.
Memur, kira ve faturalara maaşının yarıdan fazlasını ödemek zorunda olduğu için, gıda ve diğer giderlerine ayıracağı bütçesi her geçen gün daha da azalmaktadır.
Buradan açıkça ifade ediyoruz:
Enflasyon farkı zam değildir.
Enflasyon farkı, memurun zaten yaşadığı kaybın bir kısmının gecikmeli itirafıdır.
Mevcut sistem, kamu görevlisini koruyan bir sistem olmaktan çıkmış; kayıpları gizleyen, alım gücünü törpüleyen bir mekanizmaya dönüşmüştür. Açıklanan maaş artışları, memurun refahını artırmadığı gibi, geçim sıkıntısını daha da derinleştirmektedir. Bugün milyonlarca memur, ay sonunu değil, ay ortasını bile getiremez hale gelmiştir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi, milletin iradesinin tecelligâhıdır. Aynı zamanda kamu çalışanlarının da temsil edildiği yerdir. Buradan TBMM’ye açık ve net bir çağrıda bulunuyoruz:
Bu maaş adaletsizliği karşısında sessiz kalamazsınız.
Memurun yaşadığı ekonomik yıkım artık bir sendika meselesi değil, bir toplumsal adalet meselesidir. Devlet bütçesinin belirlendiği yasama organının, yürütmeden bağımsız olarak bu tabloyu ele alması, maaş artış sistemini köklü biçimde sorgulaması ve kalıcı çözümler üretmesi zorunludur.
-
Memur maaşlarına ek zam yapılmalıdır.
-
Enflasyon farkı sistemi, memuru oyalayan bir uygulama olmaktan çıkarılmalıdır.
-
Alım gücünü koruyan, aylık enflasyonun maaşlara doğrudan yansıtıldığı adil bir modele geçilmelidir.
-
Kamu çalışanları, toplu sözleşme süreçlerinde gerçek anlamda korunmalıdır.
Buradan bir kez daha ifade ediyoruz:
Memur sadaka istemiyor.
Memur ayrıcalık talep etmiyor.
Memur, emeğinin karşılığını istiyor.
Bugün Meclis’in önünden yükselen bu ses, görmezden gelinirse yarın çok daha büyük bir toplumsal rahatsızlığa dönüşecektir. Taleplerimizi her platformda dile getirmeye devam edeceğiz.
Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni, memur maaş artışı adaletsizliği konusunda ivedilikle sorumluluk almaya ve harekete geçmeye davet ediyoruz.
Memuru TÜİK’in elinden kurtaracak, insanca yaşayabileceği bir ücretin ortaya konacağı bir sistem inşa edilene kadar mücadelemiz devam edecektir.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
Üniversite İdari Personel Sendikası

