YÖK BECAYİŞ KRİTERLERİNİ AÇIKLADI: KRİTER ÇOK, EŞLEŞME AZ!
ÜNİPERSEN olarak başından bu yana yakından takip ettiğimiz 2026 Yılı Yükseköğretim Kurumları Arası Karşılıklı Yer Değişikliği (Becayiş) sürecinde, Yükseköğretim Kurulu Başkanlığının eşleştirmelerde esas aldığı kriterler verilen cevapla ortaya çıkmıştır.
YÖK; atama önceliğinin personelin kadrosunun bulunduğu kurumdaki kıdem süresine göre belirlendiğini ifade etmiş ve eşleştirmelerde;
➤ Mevcut kurumda en az 3 yıl çalışma,
➤ Eşleşecek personel arasında en fazla 10 yıl yaş farkı,
➤ Birebir aynı resmî kadro unvanına sahip olma,
➤ Teknik ve bazı sağlık kadrolarında aynı öğrenim seviyesi ile atanmaya esas aynı mezuniyet programına sahip olma kriterlerinin uygulandığını açıklamıştır.
Bu açıklama aynı zamanda cevaplandırılması gereken ciddi soruları beraberinde getirmiştir.
PERSONEL BAŞVURU YAPARKEN BU KRİTERLERİ NEDEN BİLMİYORDU?
Binlerce üniversite çalışanı becayiş sistemine başvuru yapmış, tercihlerini oluşturmuş ve sonucunu beklemiştir. Ancak eşleştirmenin sonucunu doğrudan etkileyen 3 yıl çalışma, 10 yıl yaş farkı ve diğer kriterlerin başvuru sürecinin en başında personele açık, anlaşılır ve şeffaf biçimde ilan edilmesi gerekirdi. Personel hangi kurallara göre değerlendirileceğini başvurusunu yapmadan önce bilmelidir. Önceden açıklanmayan kriterlerle sonradan yapılan bir eşleştirme, doğal olarak sistemin şeffaflığı ve öngörülebilirliği konusunda soru işaretleri doğurmaktadır.
3 YIL ŞARTI NEREDEN ÇIKTI? MAZERETLER NEDEN DİKKATE ALINMNADI?
YÖK, becayiş başvurularını açarken 7433 sayılı Kanuna atıfla “naklen atanma yasağı kapsamında bulunmayan personel” şartını açıklamıştır.
Ancak bugün verilen cevapta, sözleşmeliden kadroya geçen personel için kadroya geçiş tarihinden itibaren ayrıca 3 yıl çalışma şartı getirildiği belirtilmiştir.
Örneğin; 2022 yılında sözleşmeli olarak göreve başlayan, 2026 yılında kadroya geçen bir personele “2029 yılına kadar bekle” denilmektedir.
Yani kanunun öngördüğü 3 yıllık süreci tamamlayan personele fiilen 3 yıl daha bekleme şartı getirilmektedir.
Üstelik eş durumu, sağlık, aile birliği ve diğer zorunlu mazeretler de dikkate alınmamaktadır.
YÖK’e soruyoruz: Kanunun öngördüğü süreyi tamamlayan personele ilave 3 yıl bekleme şartı getirmenin hukuki dayanağı nedir? Bu kriter neden başvuru öncesinde açıklanmamıştır?
10 YIL YAŞ FARKININ BECAYİŞLE İLGİSİ NEDİR?
YÖK tarafından açıklanan kriterler içerisinde en fazla açıklamaya ihtiyaç duyulan hususlardan biri 10 yıllık yaş farkı şartıdır.
Soruyoruz:
Aynı kadro unvanında görev yapan, aynı kamu hizmetini yürüten ve karşılıklı olarak yer değiştirmek isteyen iki memur arasındaki yaş farkı neden becayişe engeldir?
35 yaşındaki bir memur ile 46 yaşındaki bir memurun karşılıklı yer değiştirmesi kamu hizmetini nasıl olumsuz etkilemektedir? 11 yıllık yaş farkını engel hâline getiren objektif gerekçe nedir? Bu kriterin hukuki ve idari dayanağının kamuoyuna açıklanması gerekmektedir.
AMAÇ KOLAYLAŞTIRMAK MI, YENİ ENGELLER ÜRETMEMEK Mİ!
YÖK, başvuru sürecinde “aynı unvanlı ve aynı veya benzer hizmetleri yürüten memurlar” ifadesini kullanmasına rağmen, eşleştirme aşamasında yalnızca “birebir aynı resmî kadro unvanı” kriterinin uygulandığını açıklamıştır.
Başvuru aşamasında “aynı veya benzer hizmetleri yürüten personel” kapsama alınmışken, eşleştirme aşamasında hangi gerekçeyle yalnızca “birebir aynı resmî kadro unvanı” esas alınmıştır?
Bu kriter değişikliği, eşleşebilecek personel sayısını önemli ölçüde sınırlandırmamış mıdır?
Becayiş uygulamasının temel amacı, üniversite idari personelinin kurumlar arası naklini kolaylaştırmak ve mümkün olan en fazla personelin yer değişikliğinden yararlanmasını sağlamak değil midir?
KİMSE ÜNİVERSİTE İDARİ PERSONELİNİN TAYİN SORUNUNU ÇÖZDÜK DEMESİN: ÜNİVERSİTE İDARİ PERSONELİNİN TAYİN HAKKI YOK!
Bugün konuştuğumuz 3 yıl, 10 yıl yaş farkı veya aynı unvan kriterlerinin arkasında çok daha büyük bir sorun bulunmaktadır: Üniversite idari personelinin düzenli, objektif ve kurumsallaşmış bir tayin sistemi hâlâ yoktur.
Bir personelin ailesine kavuşabilmesi için karşısına; aynı unvanda,uygun yaş aralığında, uygun öğrenim durumunda, uygun mezuniyet programında ve tam ters istikamette gitmek isteyen başka bir personelin çıkmasını beklemek zorunda bırakılması tayin sistemi değildir.
Üniversite idari personelinin ailesine kavuşabilmesi için aynı unvanda, belirli yaş aralığında, aynı öğrenim şartlarını taşıyan ve tam ters istikamette gitmek isteyen başka bir personeli bulmak zorunda bırakıldığı bir düzene “tayin sistemi var” denilemez.
Becayiş; sınırlı sayıda personelin tesadüfi biçimde yararlanabildiği, kalıcı çözüm üretmeyen geçici bir uygulamadır. Üniversitelerde düzenli, objektif ve kurumsallaşmış bir tayin sistemi hâlâ bulunmamaktadır.
Becayiş çözüm değildir; asıl çözüm, puana dayalı merkezi tayin sistemidir.
Bu sorunu yıllardır gündemde tutan, yaptığı çalışmalar YÖK önünde gerçekleştirdiği eylemlerle üniversite idari personelinin sesini duyuran Sendikamızın hedefi, geçici uygulamalarla yetinmek değil; kalıcı tayin hakkını güvence altına almaktır. Bunu başarana kadar mücadelemiz devam edecektir.
ÜNİPERSEN güçlendikçe üniversite idari personelinin sesi büyüyecek; haklarımız için mücadelemiz kararlılıkla sürecektir!

