Memurun sepetiyle, TÜİK’in sepetini yan yana koyarak gerçeklerle açıklanan rakamlar arasındaki farkı gözler önüne serdik. Önümüzdeki Pazartesi günü açıklanacak Aralık ayı enflasyon rakamlarıyla memur maaş artışı netleşecek. Ancak şimdiden açıkça ifade ediyoruz ki; TÜİK verileri esas alınarak yapılan maaş artışları, kamu görevlilerinin yaşadığı gerçek hayat pahalılığını yansıtmamaktadır. Açıklanan enflasyon rakamları ile memurun mutfağındaki, çarşısındaki ve pazarındaki fiyatlar arasındaki fark her geçen gün daha da büyümektedir. Bu kopukluk nedeniyle kamu görevlileri, son üç yılda yaklaşık %30 oranında reel gelir kaybına uğramıştır.
Memurun sepeti başka, TÜİK’in sepeti başkadır. Ve bu fark görmezden gelinerek adil bir maaş artışı yapmak mümkün değildir. Bugün burada, TÜİK önünde, 8. Dönem Toplu Sözleşme ve sonrasında alınan Hakem Heyeti kararlarının kamu çalışanlarını nasıl yoksullaştırdığını; TÜİK verileri üzerinden yapılan maaş artışlarının memurun mutfağında nasıl bir yangına dönüştüğünü kamuoyuna açıkça göstermek için toplandık.
Daha ilk günden yanlış kurgulanmış, düğmesi baştan yanlış iliklenmiş bu toplu sözleşme; kamu çalışanlarının alım gücünü korumak bir yana, geçmiş yıllarda olduğu gibi 2026 yılını memur için bir geçim krizine, bir sefalet yılına dönüştürecektir.
Tam üç buçuk aydır aynı şeyi söylüyoruz:
Bu toplu sözleşme memurun geçimini güvence altına almıyor.
Bu nedenle ya ek protokol yapılmalıdır ya da Türkiye Büyük Millet Meclisi devreye girerek adil bir düzenlemeyi hayata geçirmelidir. Bu çağrıyı yalnızca ÜNİPERSEN yapmıyor. Öğretmeninden akademisyenine, mühendisten sağlık çalışanına, din görevlisinden idari personele kadar tüm kamu çalışanları aynı noktada birleşiyor:
Bu maaşlarla yaşamak mümkün değil.
Meclis yaklaşık üç aydır çalışıyor.
Ancak memurun alım gücünü koruyacak, maaş artışlarını gerçek enflasyon ve piyasa koşullarıyla uyumlu hale getirecek tek bir düzenleme hâlâ yok. TÜİK’e bakıyoruz; açıklanan rakamların memurun marketiyle uzaktan yakından ilgisi yok. Yaklaşık bir ay önce 2026 bütçesi Meclis’te görüşülerek kanunlaştı.
Peki bu bütçede ne var? Memurun sofrasına, kirasına, faturasına nefes aldıracak tek bir düzenleme yok. TÜİK verilerine dayalı artışlarla bugün 4 milyon memur ve 2 milyon memur emeklisi, maaşı yattığı gün dahi borç arar hale gelmiştir.
Ev kiraları ödenemiyor,
Faturalar birikiyor,
Mutfak masrafları karşılanamıyor.
Biz kamu çalışanları olarak;
Her ay kirayı nasıl ödeyeceğimizi düşünmek istemiyoruz.
Kredi kartının asgarisini yatırmak için borç aramak istemiyoruz.
Her gün maaş hesabı yapmaktan yorulduk.
Tek talebimiz; insanca yaşayabilecek bir ücrettir.
Buradan siyaset kurumuna açıkça sesleniyoruz:
Memurun geçim krizine bugün çözüm üretmeyecekseniz, ne zaman üreteceksiniz?
Tüm kamu çalışanları, Ocak maaş artışında refah payı beklemektedir.
TÜİK’in açıkladığı oranlarla geçinmek mümkün değildir.
Bu nedenle buradan ilan ediyoruz:
Refah payı talebimiz karşılık bulana kadar,
Bütçede kamu çalışanlarını gören adil bir düzenleme yapılana kadar,
Her hafta, aynı gün, aynı saatte mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz.

