MUTFAK YANIYOR, PAZAR EL YAKIYOR, ULAŞIM ZAMLI: TÜİK’İN YÜZDE 1,94’Ü NERENİN ENFLASYONU?
TÜİK tarafından açıklanan Ocak, Şubat ve Mart 2026 enflasyon verileri bir kez daha göstermiştir ki, açıklanan rakamlarla vatandaşın yaşadığı gerçek hayat arasında ciddi bir uçurum bulunmaktadır. Kâğıt üzerinde ilan edilen oranlar ne pazardaki etikete, ne market rafına, ne akaryakıt pompasına, ne de mutfaktaki yangına karşılık gelmektedir.
Ocak ayında yüzde 4,84, Şubat ayında yüzde 2,96, Mart ayında ise yüzde 1,94 olarak açıklanan enflasyon verileriyle üç aylık artış yüzde 10,04 olarak duyurulmuştur. Ancak hayatın içindeki vatandaş için tablo bundan çok daha ağırdır. Çünkü TÜİK’in rakamları ne çarşıyı anlatmaktadır ne pazarı ne de geçim derdini. Mazotun 78 TL’ye dayandığı, pazarda biberin, salatalığın 200 TL’ye satıldığı bir zamanda açıklanan enflasyon oranlarının gerçekçi bulunduğunu söylemek mümkün değildir.
Memur ve memur emeklileri 2026’nın ilk yarısı için yüzde 6,85 enflasyon farkı ve yüzde 11 toplu sözleşme zammı almıştır. Ne var ki daha yılın ilk üç ayında ortaya çıkan tablo, bu artışların gerçek hayat karşısında yetersiz kaldığını açıkça göstermiştir. Üstelik burada esas sorun yalnızca zammın erimesi değildir. Esas sorun, maaşların TÜİK’in gerçeklikten uzak bulunduğu yönünde yaygın eleştirilere konu olan verileri esas alınarak belirlenmesidir.
Bugün kamu görevlisi maaşını cebine koymadan kaybetmektedir. Kirada kaybetmektedir, ulaşımda kaybetmektedir, mutfakta kaybetmektedir, çocuklarının temel ihtiyaçlarında kaybetmektedir. Buna rağmen açıklanan resmi verilerle toplumun yaşadığı hayat pahalılığı arasında sanki hiçbir fark yokmuş gibi davranılması kabul edilemez.
TÜİK’in açıkladığı rakamlar, halkın yaşadığı geçim krizini perdelemeye yetmemektedir. Çünkü vatandaş kendi enflasyonunu istatistik tablolarında değil, doğrudan doğruya alışveriş fişinde görmektedir. Memur için gerçek enflasyon, ay sonunda elinde kalan para kadardır. Emekli için gerçek enflasyon, fileyi doldurup dolduramadığıdır. Sabit gelirli için gerçek enflasyon, evine ekmek götürürken yaşadığı çaresizliktir.
Bu nedenle maaş artışlarını TÜİK verilerine bağlayan mevcut sistem adil değildir. Gerçekçi değildir. Güven vermemektedir. Kamu çalışanını korumamaktadır. Tam tersine, milyonları her geçen ay daha da yoksullaştırmaktadır.

