top of page

SÖZLEŞMELİ PERSONELİN MAĞDURİYETLERİ BİTMİYOR

Üniversitelerde sözleşmeli statüde görev yapmakta olan mühendis, memur, tekniker, teknisyen ve destek personelinin, 8. Dönem Toplu Sözleşme hükümleri kapsamında kararlaştırılan ilave ödemeden yararlandırılmadığına ilişkin olarak sendikamıza çok sayıda ve ciddi nitelikte başvuru ve şikâyet intikal etmektedir.

Yapılan incelemelerde, söz konusu uygulamanın yalnızca mali bir eksiklikten ibaret olmadığı; sözleşmeli personelin uzun süredir maruz kaldığı ücret adaletsizliği, güvencesiz istihdam, kadroya geçişte belirsizlik ve sosyal haklarda yaşanan kayıpların devamı niteliğinde olduğu açıkça görülmektedir. Aynı işi ve benzer sorumlulukları yerine getiren personelin, yalnızca istihdam statüsü gerekçe gösterilerek farklı mali ve özlük haklara tabi tutulması; Anayasa’da güvence altına alınan eşitlik ilkesi, kamu hizmetlerinde liyakat, verimlilik ve adalet anlayışı ile bağdaşmamaktadır.

Bunun yanı sıra, kamu kurum ve kuruluşlarında son yıllarda yaygınlaştırılan 3+1 sözleşmeli istihdam modeli, sözleşmeli personelin yaşadığı mağduriyetleri derinleştiren temel yapısal sorunlardan biri hâline gelmiştir. Üç yıl sözleşmeli statüde çalışılmasının ardından kadroya geçiş için ayrıca bir yıl daha bekleme zorunluluğu getiren bu uygulama; personelin uzun süre kadro güvencesinden yoksun bırakılmasına, aile birliğinin korunamamasına, yer değişikliği ve tayin haklarının fiilen kullanılamamasına ve sosyal haklara erişimde ciddi kısıtlamalara yol açmaktadır. Sürekli belirsizlik üzerine kurulu bu istihdam biçimi, personelin kuruma olan aidiyet duygusunu zayıflatmakta ve kamu hizmetlerinde süreklilik ile kurumsal istikrarı olumsuz etkilemektedir.

Sendikamızın bu konudaki talebi açık ve nettir. Sözleşmeli personel için öngörülen üç yıllık bekleme süresi kaldırılmalı; kadroya geçiş süreci en fazla 1+1 modeli esas alınarak yeniden düzenlenmelidir. Bir yıl fiilî hizmetin ardından bir yıl bekleme öngören bu model, hem sözleşmeli personelin maruz kaldığı mağduriyetleri önemli ölçüde ortadan kaldıracak hem de kamu hizmetlerinde motivasyon, verimlilik ve hizmet kalitesini artıracaktır.

Diğer taraftan, 8. Dönem Toplu Sözleşme ile açıkça hüküm altına alınmasına rağmen ilave ödemenin sözleşmeli personele eksik ya da hiç uygulanmaması, toplu sözleşme hükümlerinin ihlali anlamına gelmekte olup kabul edilebilir değildir. Hâlihazırda kamu görevlilerinin alım gücünü korumakta yetersiz kalan toplu sözleşme hükümlerine rağmen, bir de mevzuattan kaynaklanan mali hakların uygulanmaması, sözleşmeli personelin yaşadığı ekonomik kayıpları daha da artırmaktadır.

Bu kapsamda söz konusu hususlar, sendikamızın hukuk ve mali birimleri tarafından ayrıntılı şekilde değerlendirilmekte olup; ilave ödemenin uygulanmaması ve sözleşmeli istihdamdan kaynaklanan hak kayıplarına ilişkin hukuki ve idari tüm başvuru ve dava süreçleri gecikmeksizin başlatılacaktır.

Sendikamız, kamu çalışanlarının uzun yıllar boyunca “sözleşmeli” statü altında güvencesiz ve belirsiz koşullarda çalıştırılmasını kabul etmemektedir. Aynı işi yapan personel arasında istihdam statüsüne dayalı ayrım yapılmasına karşı olduğumuzu bir kez daha vurguluyor; eşit işe eşit hak ilkesinin kamu kurum ve kuruluşlarında eksiksiz biçimde hayata geçirilmesini talep ediyoruz.

Sözleşmeli personelin mali ve özlük haklarının korunması ve geliştirilmesi amacıyla yürüttüğümüz bu mücadelenin kararlı takipçisi olacağımızı ve gerekli görülmesi hâlinde hukuki ve meşru tüm yolların kullanılacağını kamuoyuna saygıyla duyururuz.

bottom of page